• BIST 91.686
  • Altın 212,431
  • Dolar 5,4058
  • Euro 6,1615
  • Isparta 14 °C

Osmanlı’nın Cengâver Savaşçıları:Deliler

FARUK GÜNDÜZ

Deliler adıyla anılan bu grup Osmanlı Devleti’nde eyalet ve hudutlarda akıncılarla birlikte görev yapan bir askeri sınıftır. İlk zamanlar Rumeli Beylerbeyliği’ninmâiyetinde iken sonraları diğer vezir ve beylerbeylerinin maiyetlerinde bulundurulmuştur.[1]Mecâzî anlamda deli; korkusuz, atılgan, gözüpek, cesur anlamlarında kullanılır. Osmanlı Devleti’nde bir askeri sınıf olmaları cihetinden ise kendilerini tehlikeye atmak hususunda gösterdikleri azim ve gayretten, canlarını tehlikeye -hakikaten deli imişcesine bir pervasızlıkla- atmalarından dolayı bu mecâzî ismi almışlardır. Delilere daha sonraları delil denmiştir. Delil ise yol gösteren, doğru yola ve doğru sonuca götüren, kılavuz manasına gelir. Nitekim Şemseddin Sami dedelil kelimesini açıkladıktan sonra yine delil kelimesini açıklamakamacıyladeli kelimesini şöyle îzah etmiştir: Eski asâkir-i Osmaniyye’de bir sınıf. Hafif süvari askeri ki başlıca vazifeleri orduya kılavuzluk etmek idi.[2]

İlk ortaya çıkışları hakkında kesin bilgiler mevcut değilse de 15.yy’ın sonlarından itibaren esas olarak 16.yy’da istihdam edildikleri bilinmektedir. Deliler kendilerini ve ocaklarını Hz. Ömer’e nispet ederler ve “kalpaklarımız emirü’l-mü‘minin Hz. Ömer’in çizmesinin koncuğudur, ocağımız müşarun-ileyh efendimize mensuptur.” derlerdi. Kadere iman ve tevekkülün verdiği “yazılan başa gelir” düsturunu esas gaye edindiklerinden deli süvarileri tehlikelerden kaçınmazlar cesaret ve kıyafetleriyle düşmanı şaşırtırlardı. Savaşta gözünü budaktan sakınmayan deliler ordunun en ön saflarında giderlerdi. Düşman saflarını yarar, taburları deler, canlı esir alarak onlardan düşman hakkında bilgi edinirlerdi. AntonieGalland, IV. Mehmet’in Lehistan seferine çıkışı sebebiyle yapılan törenlerle ilgili gözlemlerini naklederken delilerin en çok vezir-i âzâmınmâiyetinde bulunduğunu belirtmiştir.

1828–1829 Osmanlı-Rus savaşında delilerin üstün kahramanlıklar göstermiş olmasını o sırada İstanbul’da müşavir olarak bulunan İngiliz SirAdolphusSlade’den öğreniyoruz. Delilerin Ruslarla spor yapar gibi çarpıştığını, piyade kıtalarını parçaladığını, eğitimli atlarına tam hâkim bir şekilde engebeli arazide gösterdikleri başarılara hayran kalanSirAdolphusSlade, bunun tam bir silahşorluk olduğunu ifade etmektedir. Rus subaylarından naklen deli süvarilerinin Şumnu’da ovaya çıkışlarının çok kahramanca ve şövalyelik devirlerine layık bir manzara olduğunu söyleyen Slade, delilerin şehirden ellerindeki mızrakları havaya atıp tekrar tutarak hızlı atları üzerinde uçan kuş sürüleri gibi çıkıp ovaya yayıldıklarını, bu hücumları sırasında aşırı süratlerinden dolayı bazen başlarındaki yüksek ve tüylü kalpaklarının havaya fırladığını geniş yenleriyle güzel atlarının kuyruklarının rüzgârda uçuştuğunu her bir delinin mızrağıyla bir veya birkaç düşman öldürdüğünü belirtmektedir. Genellikle vur-kaç savaşı yapan delilerin bir anda durup yıldırım gibi bir çark hareketiyle atlarının boynuna sarılarak geri çekildiklerini ve aynı hızla dağıldıklarını söyleyen Slade, bunun Rus toplarının ateşinden kurtulmak için yapıldığını, gerçekten Rus mermilerinin bunlara nâdiren zarar verdiğini ilave etmektedir. Sadrazam Reşit Paşa’nın emrindeki deli süvarilerinin şehir meydanında cirit oynar gibi Rus tabyalarının etrafında dolaştıklarını, Rus siperlerine kadar ilerleyerek buradaki Rus süvarilerine laf atıp onları kızdırarak meydana çağırdıklarını da nakleden Slade, sadrazamın esir düşmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalması durumunda sadrazamı nasıl kurtardıklarını hayranlıkla anlatmaktadır.[3]

Deliler hakkındaki özel, ilgi çekici ve doyurucu bilgileri AntoineGalland’ın İstanbul’a ait anılarında (1672-1673) bulabiliyoruz. Galland, delilerin kıyafetleri, beslendikleri gıda çeşitlerini ve miktarlarını, aldıkları ücretleri, savaş aletleri ve daha birçok hususi bilgiler hakkında şunları zikrediyor:

Kıyafetleri temiz ve husûsî surette anlatılmaya lâyık olacak derecede garipti. İç gömlekleri dirseklere kadar kıvrılmış ceketleriyle eş renkte bir potur ve memleket usûlünde hafif kunduraları vardı.Yeşil veya sarı satenden olan ceketlerinin üzerinde yine aynı renkte satenden bir başka ceket giymekte idiler. Bunun üstünede büyük ekseriyeti bir kaplan derisi örtmüştü. Bazılarının önden ve arkadan yükseltilmiş olup sağı ve solu sivrileşen kırmızı külahları vardı. Bunlar bazılarında sade bazıların da yeşildi. Her uçtan uzun parçalar ihmalkâr bir edâ ile göğsün ve sırtın ortasına kadar inmekteydi. Bazıları bu külahların üzerinde birer sorguç taşıyorlardı ki, bu garip kıyafete bu hal ayrı bir cazibe katmaktaydı. Cümleside birçok renkli ve yeni elbiseler giyindiklerinden bu tenevvü görülmesi pek hoş bir hal teşkil etmekteydi.[4] Osmanlı Devleti’nde padişahların tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıştığı malumdur. II. Selim de delibaşı kıyafetini giyip gezintiye çıkıyordu.[5]

Silahları ve Kullandıkları Savaş Eşyaları: Hepsi güzel atlara binmişlerdi. Yanlarına asılmış kılıçları ve ellerinde birer kargı ile buna bağlanmış flama şeklinde birer sancak vardı ki bunlar atların kuyruklarına kadar uzanmaktaydı. Bunların yanında atlarının üstüne ekseriyetlepars derisi seriyorlardı. Bu ziynetin -pars derisinin- o derecede cengâverâne bir mâhiyeti vardı ki bu manzara karşısında insan ancak muharebe ve savaş teneffüs edebiliyordu. Önlerinde bayraklar gitmekteydi. Subayların başlarında taşıdıkları büyük kalpaklar kendilerini mâiyetlerinden ayırt etmekteydi. Silahları Macar usulünde bir mızrak, bir kılıç ve bir satırdır. Bir yay ve oklarla silahlanmış bulundukları halde bir bölükbaşı veya kumandan kendilerini takip etmekteydi.

Ücretleri: Günde on ikiden on beş akçaya kadardır. Bosna yahut Arnavutluk ahâlisinden olurlardı. Kendi memleketlerinden olduğu için Köprülü bunları severdi ve kendimuhâfazası için iki bin tanesini kullanırdı.Kale muhâfazasında bulunan delilere ise kırkar kuruş bahşiş verilirdi. AntoineGalland, özel koruma yapan(Kaymakam Kara Mustafa Paşa) delilerin ayda üç kuruş aldıklarını ayrıca kendilerine günde yüz dirhem et, yüz dirhem pirinç, yirmibeş dirhem tereyağı ve dört ekmek verildiğini ve yılda bir defaya mahsus üst elbisesi verildiğini belirtmektedir.[6]Görüldüğü gibi deli kuvvetlerinin günlük besin ihtiyaçları kendilerini kuvvetli kılacak şekilde devlet tarafından temin ediliyordu. Özenle yetiştirilen ve türlü gıdalarla beslenen akıl almaz savaş taktiği ile düşmanın üzerine yürüyen deli kuvvetlerinin ihtişamından, heybetinden, cesaretinden ve atikliğinden daha ilk görüşte korkup savaş meydanından kaçan düşman askerlerine hiç şaşırmamak gerekir.

Malumdur ki 17. ve 18. yüzyıllar Osmanlı Devleti için duraklama ve gerileme dönemleridir. Bu dönemlerde Osmanlı’nın kurumlarının bozulması ve işlevini layıkıyla yerine getiremediği gibi deli ocağı da bu bozulmadan nasibini almış ve yavaş yavaş bozulmuş, devletine ve halkına zarar verir hale gelmiştir. Emri altında bulundukları vezir ve beylerin sık sık görevden alınmaları veya delilerin onların yanından ayrılmaları başsız, işsiz, güçsüz kalmalarına sebep olmuştur. Bu zaman zarfında yeni bir kapı buluncaya kadar toplu halde çevreye zarar verir, halktan “gelgeç” akçesi toplar, bedavadan kendilerini ve atlarını besletirlerdi. Cevdet Paşa deliler hakkında,  ıslah edildiği takdirde düzenli birliklerin oluşturulabileceğini hatta delilerin küçük bir gayretle disiplin altına alınılabileceğini savunmaktadır. Fakir halka zarar vermelerini ise, dirliksiz ve ulûfesiz olmalarına bir lokma ekmek için vezir kapılarında beklememelerine bağlamıştır. II. Mahmut merkeziyetçi politikasının bir gereği olarak deli ocağını 1829 senesinde lağvetmiştir. Çeşitli valilere gönderdiği mektupta deli ocağının kaldırıldığını bunların çift çubuklarıyla meşgul olmalarını emretmiştir. Çoğunluğu Konya ve Akşehir taraflarında bulunan deliler, Karaman valisinin gönderdiği mektuba kulak asmayıp dağılmamaları üzerine Konya âyânı Süleyman Bey bunların üzerine yürümüştür. Akşehir civarında yapılan savaşta deliler dağıtılmış delibaşılar da öldürülmüştür. Emre itaat edip memleketlerine gideceklere yardım edilmiş, bir kısmı da Suriye ve Mısır taraflarına gitmişlerdir.[7]

Deliler, uzun seneler devletine ve milletine hizmet etmiş, savaşların seyrinde bile etkili olmuşlardır. Zaman zaman isyan etmelerini sadece kendilerine değil de Osmanlı’nın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemlere bağlamak yerinde olacaktır. Zaten tarihi olayların o günün şartları içinde ele alınması ve bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerekir. Şanlı Osmanlı İmparatorluğu’nun gözünü budaktan sakınmayan canını ve her türlü maddi-manevi varlığını devletine ve İslam’a adamış olan her neferini minnet ve şükran duygularıyla anıyoruz.

 


[1] İ. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilatından Kapıkulu Ocakları I, TTK, Ankara:1988, s.3-4.

[2] Şemseddin Sami, Kamus-u Türki, Çağrı Yayınları, İstanbul:2001, s.619.

[3]Abdülkadir Özcan, “Deli”, İA, C.IX, s.133.

[4]AntoineGalland, İstanbul’a Ait Günlük Anılar (1672-1673), Şerhlerle Yayınlayan: Charles Schefer, çev: Nahid Sırrı Örik, C.I, (1672), TTK, Ankara:1998, s.98-116-117.

[5] İ. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti’nin Saray Teşkilatı, TTK, Ankara:1988, s.59.

[6]AntoineGalland, İstanbul’a Ait Günlük Anılar (1672-1673), Şerhlerle Yayınlayan: Charles Schefer, çev:Nahid Sırrı Örik, C. II, (1673), TTK, Ankara:1998, s.138.

[7]Abdülkadir Özcan, “Deli”, İA, C.IX,s.134-135

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • AK PARTİ BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI SEZGİN GÜLATAN
  • Kule 246
  • Eroğlu Yumurtacılık
  • KALİTE ve GÜVENİN TEK ADRESİ
  • İMAR BARIŞI HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ
  • PAPATYA PERDE
  • CURCUNA’DA EĞLENCEYE HEPİNİZİ BEKLERİZ
  • YILDIZHAN PLANLAMA ÇEVRE MÜHENDİSLİK LTD.ŞTİ.
  • Isparta’nın ilk ve tek egazetesi
  • MURAT EĞİTİM KURUMLARI
  • BADEZ KURUYEMİŞ
  • PARLAR HALI YIKAMA
  • RİSK KENTSEL DÖNÜŞÜM MERKEZİ
  • BERKAN YAPI DENETİM
  • Dilmen KİRALIK MANITOU
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Son 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0246 500 27 26