• BIST 101.849
  • Altın 259,169
  • Dolar 5,6360
  • Euro 6,3235
  • Isparta 18 °C

ISPARTA’NIN ULUBORLU’ NUN SANATÇI KUYUMCUSU NEBİOĞLU ABDULLAH..

BAYRAM AYGÜN

Makaleme başlamadan önce  dede defterlerinden şahsıma  hatıra notları aktaran, Serez  de (Yunanistan) oturan Uluborlu’ lu (Lozan Mübadili)  Rum torunlarından  Kitina Todoros hanımefendiye çok teşekkür ederim..(2017)   

Yıl 1841.Osmanlı Uluborlu’ sunda Nebioğlu Abdullah, Uluborlu Taşmedresesi’ nin çalışkan hademelerindendir. Nebioğlu Abdullah, Uluborlu Salihefendi mahallesinde oturur. Çok güzel Kur’ an okuyuş sesiyle, bu yıllarda Uluborlu’ nun sevilen simalarındandır. Bir başka sanatı daha vardır Nebioğlu Abdullah’ ın. Evlerin misafir odalarına, sofa bölümlerine tavan,  duvar-larına kabartma yazı, resim görüntüsü veren sanatlı resimler, süslemeler yapar.

Varlıklı Uluborlu beylerinin, ağalarının evlerine isteğe bağlı güzel bezenmiş Hz.Muhammed ’imizin sözlerini (Hadis) yazıya geçirir. Ya da yörenin masal, destan kahramanların, diğer halkın: Uluborlu’ nun Makadonyalılar, İslam İmparatorluğu devrinde, Roma, Selçuklu, Hamid-oğulları, Osmanlı dönemlerinde halkın anlatılarınakonu olmuş kahramanların resimlerini tavan, misafir odaların alınlıklarına işlerdi. Bir anlamda o zamanki adıyla Nebioğlu Abdullah Kalemkâr (işleme sanatçısıydı) sanatçıydı. Sanatını bölgede icra edr. Sadece Uluborlu’ya değil; Barla Nahiyesi, Eğirdir’e, Isparta’ ya hatta Burdur’ a kadar gider..

 Osmanlı’ nın Isparta sancağına 1841‘de Padişah Abdülmecid’ in emriye  Saray’ ın iç işlerini bakan Topal İzze tPaşa Yeniçeri Ağası Celal Ağa’yı Isparta sancağı Valiliğine (Mutasarrıf) atar. Yeni Isparta Valisi Celal Ağa, daha önce yürürlükten kaldırılan Yeniçer Ordusu’ nun kumandanıdır. Sert, mizaçlı kişiliği vardır. Birazda bilinçli Isparta sancağına atanmıştı.

23-006.jpg

Çevrede eşkıyalar kol geziyordu. Bir de Isparta kazalarında bazı vergi  toplamakla görevli vergi ağalarıından Isparta halkı bundan memnun değildi. Örneğin Avşar (şimdi Gelendost’un köyü) kasabasıdır. Vergi ağasından şikayetle rçoğalmıştır. İşte, hepbunları düzeltmek için “sert mizaçlı” bir mutasarrıf valiyi Isparta’ ya Osmanlı sarayı tayin eder.

Vali Celâl Ağa gelir-gelmez çok merak ettiği, ilk iş olarak; üç medeniyetin merkezi, başkenti sayılan Uluborlu’ ya gelmek oldu.

Kendisini Müslim, Gayrımüslim Uluborlu  Halkının yanısıra; Uluborlu kazası kadısı (Müftü) aynı zamanda Taşmedrese Müderrisi (Prof.) hocası, Emrem mahallesinde oturan Ahmed efendi Vali Celâl Ağa’yı kalabalkık grupla Uluborlu’ da karşılar.

Taş medresenin yüksek, selçuklu işlemeli kapısının üzerindeki levhada, Nebioğlu Abdullah’ ın gümüş tellerle işleyip asılı bulunan levhada: “Lâilahe illallah Muhammedü’r-Resûlullâh”  lafzı (sözü) Celâl Ağa’nın ilgisini çeker. Celâl Ağa bir süre levhaya bakakalır!  Vali Celâl Ağa Hacı Bektaş Veli öğretisiyle yetiştiği halde; sözden, Gümüş işleyişten etkilendiği herkezin ilgisini çeker.

  Vali Celâl ağanın kafası yukarıya, levhaya, çevresindeki Gümüş işlemeli çiçeklere takıl-mış, odaklanmış olduğu halde kendisini o anda karşılamaya gelen, karşısında, yanyana duran Uluborlu-Barla ortak Ortodoks Baş Papazı Meletyos efendi ve yanındaki Uluborlu Bey’in vekili, Taşmedrese hocası Müderris Ahmet efendiye seslenir: 

“-Bu güzel eseri, (Lafzı) Uluborlu Kaleiçi Gayrımüslim (kalemkâr Rum işlemeciler mi) ustalar mı  yazdılar, işlediler” diye sorar..

Böyle güzel eserleri hatta İstanbul’ da kaldığı Yeniçeri ağalığı (Komutanlığı) yaptığı dönem-lerde bu gibi süsleme yazıları Gayrımüslümlerin yazıp süsledikleri kafasına takılmıştı.                       

Bir müslüman evladının sanatçı olabileceğini, Yeniçeri kumandanı savaşçı olma şartlanmış-lığından olsa gerek; düşünememişti.

  Kafasını yine yukarıya kaldırışını devam ettirerek: “-Bu güzelim  eserleri Payitaht İstanbul da, Çemberlitaş’ ta bulunan kalemkârlar ( Gümüş, altın işlemeciliği) vardır. Gayrımüslim Rum , Ermeni Osmanlı vatandaşları yapar. Türkler pek bu işlere eğilmezler. Bu kalemkârlar Esnafı

böyle kâmil ustalardır” der.

 Müderrisve papaz efendilerden sorduğu soruya cevap almadan konuşmasına devam eder.

”-İstanbul Unkapanı’ nda da aynı ustalar mevcuttur. Bu sanatçıların Pir-i (Ustalar ustasu) Simitçioğlu Urum (Rum) Mihail efendidir. Çemberlitaş, Unkapanı bölgesindeki Rum,  Ermeni kalemkâr Tambûrî  Arnavut Osman Çelebi’ nin  oğulları Saray‘ daki Padişah, vezirlerin kılıç-larının, hançerlerinin üzerine  sanatlı süslerlerdi. Peki bu lafzı kim yaptı” diye tekrar soran Isparta Sancak Valisi Celâl Ağa’ ya cevabını Müderris Ahmed efendiden ister..

 Arka sıralarda Vaki konuğu karşılayan Uluborlu Taşmedrese hademelerinden Nebioğlu Abdullah’ı, Kadı-Müderis Ahmet Efendi’yi yanlarına çağırır.

  “-Celal ağam bu süslemeli lafs ve (Kelime-i şehadet’i) medrese içindeki sevgili Nebi’ mizin ( Hz. Muhammed’ imizin) sözlerini yine Medrese süslerini Müslim (Müslüman), taş Medresemiz kullarından  Nebioğlu Abdullah efendimiz, süsleri ve yazıları yazdı” der.

  Medrese içindeki duvar alınlıklarındaki Nebioğlu Abdullah’ın yazıp işlediği Gümüş işlemeli Hz. Peygamber’ imizin sözlerini ve süsleri görünce hayranlık tavrı büyüdükçe büyüdü.

 Elindeki, ayaküstü  içmekte olduğu karanfil şerbetinin tası elinde heyecandan titrer!.

Medrese talebelerinin ders yaptıkları odalardan birine yönelir. Şilyeyekendini atar.                

Uluborlu Taşmedrese Hocası ( Müderris-Prof.) Ahmed efendinin yüzüne bakar...

“ - Demek Neb’ inin oğulları da böyle güzel eserler vücuda getiriyorlarmış” der.                        

   Uluborlu Taşmedrese Hademesi, sanatçı Nebioğlu Abdullah kendisine yeni bir unvan (hayırlı bir isim) verilmesinin heyecanıyla;  Vali Celâl Ağa’ nın şilte üzerine oturduğu odanın girişindeki dolap içindeki cam ve üzeri Gümüş işlemeli  tellerle  “ (Bismillahirrahmanirrahim) yazılı  mürekkep hokkasını Vali Celâl ağaya verir.                                   Bütün davetliler, kalabalıkbir sınıf insanları bu görüntü karşısında  Kelime-i Şehadet getirirken; diğer Vali’ yi karşılayan Gayrımüslim papazlar sağ ellerini kalplerinin üzerine getirerek Hz. İsa selamı duruşuyla yeni ismiyle Nebioğlu Abdullah’ı saygılarını belirtirler.

Isparta Valisi Celâl Ağa’nın Osmanlı devleti adına, Medrese çalışanlarının bilim, eğitim adına, Gayrımüslim Osmanlı vatandaşları Rumcemmatinden insanların, karşılamada bulunan Ulu-borluların hep bir davranışları sanata ve sanatçıya olan davranışlarının yüceliğini göstermez mi?  Araştırma:  Bayram  AYGÜN - Emekli Öğretm / Köşe yazarı 2019  Isparta

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Parlar Halı Yıkama
  • Mehmet Usta  Kahramanmaraş Dondurmaları
  • ALİ USTA DONDURMALARI
  • Dynobil
  • Kule 246
  • Barışın Yeri
  • Eroğlu Yumurtacılık
  • İMAR BARIŞI HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ
  • YILDIZHAN PLANLAMA ÇEVRE MÜHENDİSLİK LTD.ŞTİ.
  • BADEZ KURUYEMİŞ
  • PARLAR HALI YIKAMA
  • RİSK KENTSEL DÖNÜŞÜM MERKEZİ
  • BERKAN YAPI DENETİM
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Son 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0246 500 40 40